Tutuklanan doktorun iddiası: “Arif Ahmet Denizolgun’un ağzında sızıntı vardı”
26 Ağustos 2026’da tutuklanan Nurettin Demirkol, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016‑de Beykoz’da ölenini konu alan soruşturma kapsamında ilk ifadesinde 155’i arayarak kendisini “aile hekimi” olarak tanıttı. Demirkol, ölüm anında ölenin ağızında sıvı bulunduğunu söyledi, ancak bu sıvının kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini ifade etti. İlk ifadesinde “özel doktor” olmadığını, hastayı 2‑3 kez muayene ettiğini ve aile hekimi kavramını tam olarak kavramadığını belirtti. Savcılık, olay günü telefonla arama yapıp yapmadığını sorduklarında Demirkol, hatırlamadığını, telefonunu olay yerinde bıraktığını ve 10 yıl önceki olayın hafızasının kötü olduğunu savundu. Son olarak, Demirkol “yalan tanıklık” suçlamasıyla tutuklandı.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan’ın hazırladığı bilirkişi raporunda, 2016’da yapılan otopsinin 145 fotoğraf ve video görüntüsü, adli tıp kurumlarının raporları, kriminal incelemeler, tanık ifadeleri ve 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla birlikte değerlendirildi. Rapor, Denizolgun’un sağ meme altından göğüs ortasına doğru sıralanan dört morluk bulunduğunu, bu morlukların alt dokularında kanama görüldüğünü ve ölümden önce oluştuğunu belirtti. Ayrıca morlukların büyüklüğü ve konumu, göğse diziyle basılıp ağız ve burnunun yastıkla kapatılması yoluyla nefessiz bırakılabileceğini öne sürdü. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna dair iddia ve şikayetleri bildirdi.
Denizolgun’un ölüm dosyası yeniden gündeme geldiğinde, savcılık “Süleymancılar” cemaatinin lideri Alihan Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’in olay yeri kayıtları incelendi. Dosyada, Hilmi Tuna Kuriş’in 7 Eylül 2016’da saat 20:56’da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi ve Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece 21:13’da arama‑aranma kayıtları bulundu. Aynı zamanda 8 Eylül 2016 sabahı Ahmet Yum ile telefon görüşmesi kaydı da bulunmuş. Bu gelişmeler, Kuriş’in dayısı olma iddiası ve 2026 yılında örgütlenmiş suç faaliyetleriyle ilgili tutuklamalara yol açtı.

