10 Bin Dolarlık Teklife ‘Hayır’ Dedi! O Pompa Ona Babasını Hatırlatıyor
Adana’nın Kozan ilçesinde, tam 92 yıldır ayakta duran bir akaryakıt istasyonu var. Hem de öyle sıradan bir yer değil burası. 1934’te Mehmet Celal Bilgiç tarafından kurulan bu istasyon, Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana ilçenin hafızası olmuş. Ama asıl hikaye şimdi başlıyor, inanır mısınız? Geçtiğimiz günlerde Ankara’dan bir iş adamı çıkagelmiş. Adamın gözü tarihi pompalarda. 1958 model ve 1974 model iki pompa var, hala çalışır durumda. İş adamı, “Al şu 10 bin doları, ver bana şu pompayı” demiş. Ama Ümit Bilgiç, istasyonun ikinci kuşak sahibi, kafasını iki yana sallamış: “Satmam” demiş. Neden mi? Çünkü o pompalar onun için sadece bir eşya değil, babasının emaneti.
Şimdi anlatayım… Bu istasyon, 1934 yılında kurulduğunda ortalıkta modern pompa falan yokmuş. O zamanlar İskenderun Limanı’ndan kamyonlarla getirilen benzin ve gaz yağı, tenekeler ve fıçılarla satılırmış. Düşünsenize, ilçenin ilk otomobilleri, kamyonları, hatta hakimler, savcılar, resmi araçlar… Hepsi buradan yakıt alırmış. Ümit Bilgiç, daha 9 yaşındayken babasının yanında çalışmaya başlamış. Sigortası burada yapılmış, emekliliği burada gelmiş. Kendi deyimiyle, “Bu istasyona her baktığımda çocukluğumu ve babamı görüyorum.” Yani o pompalar, sadece metal yığını değil; bir ömür, bir hatıra, bir baba sevgisi.
Peki, 1958 model pompa ne zaman gelmiş? Evet, ilk akaryakıt pompaları 1958’de gelmiş istasyona. Ardından 1974’te bir tane daha eklenmiş. İşte o iki pompa, bugün hala ayakta. Üstelik çalışır durumdalar. Koleksiyoncuların ilgisini çekmesi de bu yüzden. Ama Ümit Bilgiç’in gözünde hiçbir para onların yerini tutamaz. “10 bin dolar teklif ettilerydi, ben ‘olmaz’ dedim. Bu pompalar parayla ölçülecek bir değere sahip değil” diyor. Bakın ne kadar net konuşuyor. “Babamın emaneti” dedi mi, iş bitiyor.
Neyse, devam ediyorum. Bu istasyon sadece bir akaryakıt noktası değil, aynı zamanda Kozan’ın yaşayan tarihi. Eski yakıt fıçıları, döneme ait ekipmanlar, o nostaljik hava… İnsanı adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor. Zaten aile, istasyonu gelecek kuşaklara aktarmak için özenle koruyor. Ümit Bilgiç’in hayali daha büyük: “İnsanlar gelip burada geçmişi hissetsin, çayını kahvesini içsin, nostaljik bir yaşam alanı olsun istiyoruz.” Yani buranın turizme kazandırılması için kafa yoruyorlar. Haklıda, böyle bir yer yok olup gitmemeli.
İşte böyle arkadaşlar… 10 bin dolar, belki bazıları için büyük para ama Ümit Bilgiç için baba hatırasının yanında hiçbir şey. Peki bu tarihi pompaların geleceğine ne olacak? Kozan’ın hafızası olan bu istasyon, gerçekten turizme kazandırılabilecek mi? Bakalım zaman ne göstericek…
Kaynak: Orijinal Haber

